2015SiSli Etfal Hastanesi Tip Bulteni / The Medical Bulletin of Sisli HospitalOpen access

27 Patients with pulmonary thromboembolism

Gülçin Güngör Olçum, Sami Akbaş, Sema Basat

Open full text 2 citations

Abstract

ÖZET:Pulmoner tromboemboli ile 27 olgu Amaç: Pulmoner Emboli tanısında; klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgular önemli bir yer tutmaktadır.Bununla birlikte,tanıda hastaların diğer klinik sorunları nedeni ile, çoğu zaman zorluklar yaşanmaktadır.Bu çalışma da; hastaya ait risk faktörleri, başvuru anındaki şikayetleri, klinik ve labaratuvar parametrelerini incelemeyi amaçladık.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, 2010-2014 yılları arasında, Pulmoner Emboli nedeni ile servisimize yatışı yapılmış 27 olgu alındı.Olguların, tanı anındaki risk faktörleri, semptomları, radyolojik görüntüsü retrospektif olarak değerlendirildi.Hastalarımızın başvuru anındaki, Wells (Canadian) pulmoner tromboemboli klinik tahmin skorlaması yapıldı.Bulgular: Olguların ortalama yaşı 74.56±11.63olup, %25.9'u erkek, %74.1'i kadındı.Olguların %29.6'sı sigara kullanıyordu.Wells skoru ortalama 3.57±1.7,D-dimer 2697.85±1648.26idi.Emboliyi hazırlayıcı faktör olarak cerrahi operasyon/ immobilizasyon (%48.1)ve derin ven trombozu tanısından daha öncelikli alt tanı (%55.6)ilk sıraları aldı.En sık görülen semptomlar sırasıyla dispne (%59.3),çarpıntı (%44.4)iken Fizik muayenede en çok bulunan bulgu takipne (%66.7)ve raldi (%48.1)Oda havasında bakılan kan gazında, %66,6 hipoksik hipokarbik bazik ph mevcuttu.Akciğer grafisinde en çok bulunan bulgu diafram yüksekliğiydi (%51.9).Derin ven Doppler USG olguların %48.1'ine yapılırken, yapılmış olguların %46.15'deDVT bulgusu mevcuttu.Olguların 11 (%40.7)'sineVentilasyon perfüzyon sintigrafisi yapılırken, yapılmış olguların %63.63'sında yüksek olasılıklı Pulmoner Emboli mevcuttu.BT anjiyo yapılan olguların %48.1'indePE bulgusu mevcuttu.Sonuç: Çalışmamız sonunda olguların %59.3'üne ventilasyon perfüzyon sintigrafisi, %51.9'unaBT Anjio, %51.9'unaDerin Ven Doppler USG yapılmadığı görüldü.Hastaların ileri yaş olması, eşlik eden diğer komorbiditesi yüksek sistemik hastalıklar bu tetkiklerin yapılmasında sınırlayıcı olmaktadır.Bu nedenle PE tanısında klinik şüphenin ve olası risklerin iyi değerlendirilmesinin, erken tanı ve tedaviye başlanması açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Open-access reader

About this research paper

What this paper is about

ÖZET:Pulmoner tromboemboli ile 27 olgu Amaç: Pulmoner Emboli tanısında; klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgular önemli bir yer tutmaktadır.Bununla birlikte,tanıda hastaların diğer klinik sorunları nedeni ile, çoğu zaman zorluklar yaşanmaktadır.Bu çalışma da; hastaya ait risk faktörleri, başvuru anındaki şikayetleri, klinik ve labaratuvar parametrelerini incelemeyi amaçladık.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, 2010-2014 yılları arasında, Pulmoner Emboli nedeni ile servisimize yatışı yapılmış 27 olgu alındı.Olguların, tanı anındaki risk faktörleri, semptomları, radyolojik görüntüsü retrospektif olarak değerlendirildi.Hastalarımızın başvuru anındaki, Wells (Canadian) pulmoner tromboemboli klinik tahmin skorlaması yapıldı.Bulgular: Olguların ortalama yaşı 74.56±11.63olup, %25.9'u erkek, %74.1'i kadındı.Olguların %29.6'sı sigara kullanıyordu.Wells skoru ortalama 3.57±1.7,D-dimer 2697.85±1648.26idi.Emboliyi hazırlayıcı faktör olarak cerrahi operasyon/ immobilizasyon (%48.1)ve derin ven trombozu tanısından daha öncelikli alt tanı (%55.6)ilk sıraları aldı.En sık görülen semptomlar sırasıyla dispne (%59.3),çarpıntı (%44.4)iken Fizik muayenede en çok bulunan bulgu takipne (%66.7)ve raldi (%48.1)Oda havasında bakılan kan gazında, %66,6 hipoksik hipokarbik bazik ph mevcuttu.Akciğer grafisinde en çok bulunan bulgu diafram yüksekliğiydi (%51.9).Derin ven Doppler USG olguların %48.1'ine yapılırken, yapılmış olguların %46.15'deDVT bulgusu mevcuttu.Olguların 11 (%40.7)'sineVentilasyon perfüzyon sintigrafisi yapılırken, yapılmış olguların %63.63'sında yüksek olasılıklı Pulmoner Emboli mevcuttu.BT anjiyo yapılan olguların %48.1'indePE bulgusu mevcuttu.Sonuç: Çalışmamız sonunda olguların %59.3'üne ventilasyon perfüzyon sintigrafisi, %51.9'unaBT Anjio, %51.9'unaDerin Ven Doppler USG yapılmadığı görüldü.Hastaların ileri yaş olması, eşlik eden diğer komorbiditesi yüksek sistemik hastalıklar bu tetkiklerin yapılmasında sınırlayıcı olmaktadır.Bu nedenle PE tanısında klinik şüphenin ve olası risklerin iyi değerlendirilmesinin, erken tanı ve tedaviye başlanması açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Why it matters

OpenAlex reports 2 citations for this work. Citation counts describe recorded attention and do not establish research quality.

Key contribution

A contribution statement is not available in the OpenAlex record.

Method / approach

Method details are not available in the OpenAlex metadata.

Main findings

Findings are not separately available in the OpenAlex metadata.

Limitations

Limitations are not available in the OpenAlex metadata.

Applications

Application details are not available in the OpenAlex metadata.

Available abstract

ÖZET:Pulmoner tromboemboli ile 27 olgu Amaç: Pulmoner Emboli tanısında; klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgular önemli bir yer tutmaktadır.Bununla birlikte,tanıda hastaların diğer klinik sorunları nedeni ile, çoğu zaman zorluklar yaşanmaktadır.Bu çalışma da; hastaya ait risk faktörleri, başvuru anındaki şikayetleri, klinik ve labaratuvar parametrelerini incelemeyi amaçladık.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, 2010-2014 yılları arasında, Pulmoner Emboli nedeni ile servisimize yatışı yapılmış 27 olgu alındı.Olguların, tanı anındaki risk faktörleri, semptomları, radyolojik görüntüsü retrospektif olarak değerlendirildi.Hastalarımızın başvuru anındaki, Wells (Canadian) pulmoner tromboemboli klinik tahmin skorlaması yapıldı.Bulgular: Olguların ortalama yaşı 74.56±11.63olup, %25.9'u erkek, %74.1'i kadındı.Olguların %29.6'sı sigara kullanıyordu.Wells skoru ortalama 3.57±1.7,D-dimer 2697.85±1648.26idi.Emboliyi hazırlayıcı faktör olarak cerrahi operasyon/ immobilizasyon (%48.1)ve derin ven trombozu tanısından daha öncelikli alt tanı (%55.6)ilk sıraları aldı.En sık görülen semptomlar sırasıyla dispne (%59.3),çarpıntı (%44.4)iken Fizik muayenede en çok bulunan bulgu takipne (%66.7)ve raldi (%48.1)Oda havasında bakılan kan gazında, %66,6 hipoksik hipokarbik bazik ph mevcuttu.Akciğer grafisinde en çok bulunan bulgu diafram yüksekliğiydi (%51.9).Derin ven Doppler USG olguların %48.1'ine yapılırken, yapılmış olguların %46.15'deDVT bulgusu mevcuttu.Olguların 11 (%40.7)'sineVentilasyon perfüzyon sintigrafisi yapılırken, yapılmış olguların %63.63'sında yüksek olasılıklı Pulmoner Emboli mevcuttu.BT anjiyo yapılan olguların %48.1'indePE bulgusu mevcuttu.Sonuç: Çalışmamız sonunda olguların %59.3'üne ventilasyon perfüzyon sintigrafisi, %51.9'unaBT Anjio, %51.9'unaDerin Ven Doppler USG yapılmadığı görüldü.Hastaların ileri yaş olması, eşlik eden diğer komorbiditesi yüksek sistemik hastalıklar bu tetkiklerin yapılmasında sınırlayıcı olmaktadır.Bu nedenle PE tanısında klinik şüphenin ve olası risklerin iyi değerlendirilmesinin, erken tanı ve tedaviye başlanması açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Key concepts: Medicine, Pulmonary embolism, Intensive care medicine, Venous thromboembolism, Internal medicine, Cardiology, Thrombosis

Related papers

Back to paper searchBrowse research topicsOriginal source
27 Patients with pulmonary thromboembolism — Research Paper | ScholarLens